Silivri Masaj Salonu Masöz Sahra

Silivri Masaj Salonu

Cinder’a çevrilen sarı sensör ışığı, bir an için parladıktan sonra soldu. “Size iyi mi yardımcı olabilirim?” dedi, programlanmış bir nezaketle. “Ona ne yapıyorsun?” diye sordu Cinder tekrar. Uzanıp neşteri androidin elinden kapmak istiyordu fakat kim bilir kendisinin yanlış anladığı bir şey vardır diye çekinmişti. Sunto artık bir anası olmadığını ne vakit öğrenecekti? Oradan ayrılmak, hemen, arkasına bakmadan uzaklaşmak istiyordu fakat olduğu yerde çivilenip kaldı ve androidin, yatağın yanına gelerek Sacha’nın cansız elini kıskaçları arasına almasını izledi. Çenesindeki çürüğümsü lekeler haricinde, Sacha’nın yüzü cansız bir solgunluktaydı. Hâlâ açık gözleri ise yukarıya, cennete doğru bakar gibiydi. Silivri Masaj Salonu

Silivri Masaj Salonu

 

Bir ihtimal sağlıkdroidi, Cinder tepside Silivri Masaj Salonu düzinelerce başka kanlı çipin daha bulunduğunu gördü. Android yırtık pırtık yorganı Sacha’nın donuk gözlerinin üstüne çekti. Cinder’ın sorusuna cevap vermek yerine, sıradançe, “Talimatları yerine getirmek üzere programlandım,” dedi. BÖLÜM On Sekiz DEPODAN ÇIKTIĞI ANDA, BİR SAĞLIK-DROİDİ Cinder’ın yoluna çıktı ve ileri doğru uzattığı çırpı gibi kollarıyla kızın önünü kesti. “Oğlum,” dedi hanım, hırıltılı bir sesle. “Sunto’yu getirebilir misin? Onu görmek isterim.” Cinder hareketsiz kaldı. Sacha’nın, birkaç gün öncesinde Sunto’ya onun tezgâhından uzak durmayı tembihlediği an gözlerinin önüne geldi. “Onu getirmek mi?” Sacha yorganın altından çıkardığı bir koluyla Cinder’a uzandı. Kızı, bileğindeki et ve metalin birleştiği noktadan kavradı.

 

Cinder kıvrandı ve elini geri çekmeye çalıştı fakat Sacha onu sıkıca tutmuştu. Sararmış tırnaklarının çevresi, mavimsi lekelerle doluydu. Mavi ateşin dördüncü ve son evresi. “ Silivri Masaj Salonu“Changji?” Cinder hanımın yatağından yükselen sert kokular yüzünden burnunu kırıştırarak yatağın ucuna doğru yaklaştı. Şişmiş göz kapakları ve beti benzi atmış teniyle, pazar pastacısı Chang Sacha hemen hemen tanınmayacak hâldeydi. Cinder ayağa kalktı ve Peony’nin birbirine karışmış saçlarını parmaklarıyla taradı. “biraz uyumaya çalış. Gücünü topla. Fakat bütün bu teknoloji, güzelce oyulmuş sütunların ve saray katlarının arasına ustaca gizlenmiş, gözle görünmeyen bir şekilde yerleştirilmişti. Dirseğinin içi hâlâ son aşama kırılgan olan Cinder hafifçeçe irkildi fakat android bir kan örneği alırken, rahat durmaya çalıştı.